2020/01/17

Oyun Tanıtım / Yorum : Sally Face

Başlamadan Önce...
Herkese merhaba. Uzun zamandan sonra buraya yeniden dönüp sevdiğim şeylerle ilgili yazılar yazabildiğim için büyük mutluluk duymaktayım. Bu gönderide beni saatlerce bilgisayarıma esir eden bir oyundan bahsedeceğim.
Karanlık temalı gizem ve macera oyunu severler, Sally Face ile tanışmanızın vakti geldi.

Tanıtım Videosu


 

Tanıtım
Sally Face, Steve Gabry (nam-ı diğer Portable Moose) tarafından geliştirilmiş ve Ağustos 2016 yılında çıkmış cinai gizem, macera türünde bir oyun. Tek oyunculu işleyen oyun, 2017-2018 yıllarında en iyi indie oyun dalında 3 ödül kazanmıştır.
Sally Face, 15 Aralık 2016 yılında Steam'e geçiş yapmıştır. 5 bölümden oluşmaktadır.
Oyun Windows, MacOS ve Linux sistemlerde oynanabilmektedir.
Dil Seçenekleri: İngilizce, Rusça, Almanca, İtalyanca, Portekizce, Çince

Hikaye
Trajik olaylarla geçmiş çocukluğunun izini yüzündeki protez maskeyle perdeleyen Sally Face'le ürkütücü gizemleri ortaya çıkarmaya hazır olun.
Yaşadıkları trajediden kaçıp, babasıyla yeni bir hayat kurmak için Addison Apartmanı'na yerleşen Sal Fisher, apartmanın garip sakinleriyle vakit geçirdikçe henüz çözülememiş bir cinayetin cevabına adım adım yaklaşacakt
ır. Ancak ulaştığı cevap onu çok daha derin, içinden çıkılamayacak, korkunç bir bilmecenin içine sürükleyecektir.
Çözülemeyen cinayetlerden paranormal olaylara, video oyunlarından gölgeler ardında hareket eden şeytani topluluklara.
Sally Face'e macerasında eşlik edin.

 
Oynanış
Oyun, point-and-click mantığıyla işlemektedir. İki boyutlu olan oyunda ana karakteri sahne üzerinde klavye tuşlarıyla oynatıp ögelerle etkileşime girerek hikayede değişikliklere sebep olur ve oyunda ilerlersiniz. Oyunun içinde mini oyunlar da mevcut.

Karakterler

Sal Fisher
Sal Fisher, onunla dalga geçen zorbaların verdiği isimle Sally Face, çocukluğunda yaşadığı trajik kaza sonucunda annesi ölmüş ve yüzü parçalandığı için protez maske kullanmaya mahkum olmuş bir çocuktur. Yaşadıkları kazadan sonra babasıyla yeni bir hayat kurmak için Nockfell şehrine gelir ve Addison Apartman'ında yaşamaya başlarlar. Sal, zor durumlarda takındığı soğukkanlı tavrıyla, maceracı kişiliğiyle ve iyi bir dinleyici oluşuyla ön plana çıkmktadır.

Larry Johnson
Larry Johnson, Addison Apartmanı'nda annesiyle birlikte yaşamaktadır. Sanatçı kişiliğiyle ön plana çıkmaktadır. Aynı zamanda da Sal'ın en iyi arkadaşı olacakır.





Chug Cohen
Addison Apartmanı'nda yaşayan bir başka apartman sakini. Oburluğuyla ön plana çıkar. Sal'ın macerasında ona eşlik edecektir.








Todd Morrison
Todd, doğaüstü olaylarla ilgili olup bunları bilimsel bir temele oturtmaya çalışan bir genç adamdır. Addison Apartmanı'nda yaşamaktadır. Olan garip olaylarla ilgili Sal'e büyük yardımları dokunacaktır.





Ashley Campbell 
Ashley Campbell, Todd'un ders verdiği arkadaşlarından biridir. Sonradan takıma katılacak olan Ash, cesur ve maceracı kişiliğiyle ön plana çıkar. Sal'in ona karşı romantik duygular beslediği düşünülmektedir.





 
Oyun Görselleri / Karakter Tasarımları
Portable Moose resmi sitesinde yazılanlara göre, Sally Face'in internet üzerinden yayınlanan bir çizgi film olması düşünülmüş ve 90'ların Nicktoons çizgi filmleri tarzında tasarlanmış. Fakat sonrasında animasyon kadrosu bir türlü toparlanamayınca Gabry tek başına bunu bir oyuna dönüştürmüş ve Sally Face'i hayata geçirmiş. Karakter tasarımları ve oyun içindeki küçük animasyonlar oyuna özgünlüğünü veren en büyük ögelerden biri.


Müzik
Beş albümden oluşan oyun müzikleri (her bölüm için bir albüm) ve oyun içinde ismi geçen hayali metal grubu Sanity's Fall'un şarkıları tamamen geliştirici Steve Gabry tarafından bestelenmiştir. Görseller kadar müzikler de oyuna özgü ve oyuncunun oyunu bitirdikten sonra dahi dinleyebileceği türden.


Olası Sonlar
Her bölüm birbirinin devamı olduğundan dolayı oyuncu hangi seçeneği seçerse seçsin tek bir sona çıkmaktadır. Ancak oyuncunun verdiği cevaplar oyunu daha derinlemesine anlayabilmesi ve daha fazla detaya ulaşabilmesi açısından önemlidir. Bunun yanında oyun içindeki mini oyunlarda 'game over' ekranına çıkılabilmekte fakat sistem oyunu kalındığı yerden alabilme şansı vermektdir.


Kişisel Düşüncelerim (Spoiler'ları okumak için fareyle boşluk yerleri seçiniz.)
  • Sally Face son zamanlarda oynadığım en güzel oyunlardan biriydi. Karakterlerin geçmişleri, hikayenin sürprizli ilerleyişi, hikayenin karanlık oluşuna meydan okuyan karakterlerin birbirleriyle kurduğu sıcak dostluklar ve daha bir çok şey beni bu oyuna sımsıkı bağlamayı başardı.
  • Oyunun hikaye akışından bahsedecek olursam // hikaye bir hayalet avcıları tadında ilerlerken bile yeterince iyiyken birden yer altında gizlenen bir mezhebin antik bir tanrıyı çağırmaya çalışması gerçeğiyle Lovecraft hikayelerine selam çakan bir yöne kayması // oyunu tadından yenmeyecek bir hale getirdi fikrimce. Ama biraz daha flashback yapılıp Addison Apartmanında yaşanan olayları görme fırsatımız olsaydı daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. //Sanki Jim'in notları ve Gear Boy'la oynadığımız bölümler bana biraz oldu bittiye getirilmiş gibi geldi.// Ya da belki de oyunun hala sona ermiş olduğunu kabul etmek istemiyorumdur.
  • Sally Face'le ilgili sevdiğim bir başka şey Sal'in cinsiyetinin belirsiz oluşu. Oyun içinde sürekli olarak iki cinsiyet arasında gidip gelen ipuçları ve Sal'ın buna hiçbir şekilde tepki vermemesine bayıldım. Oyun geliştiricisi, Sal'ın cinsiyetini belirsiz bırakarak her oyuncuya Sal'i kişiselleştirme seçeneğini verdiğini düşünüyor. Ve bu konuda oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim.
  • Ve müzikler. Müzikler harika. Müzikler mükemmel. Özellikle Sanity's Fall'un şarkılarını her dinleyişimde oyunun her karesi gözlerimin önünden geçiyor ve Sal ile Larry arasındaki güzel arkadaşlığı bir kez daha hatırlayıp odamın bir köşesinde hönkürerek ağlarken oyunu bitirdiğim için hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağının farkına varıyorum. Bu konu hakkında spoiler bile vermek istemiyorum. Hatta oyunun sonunu kabul etmek de istemiyorum. 
  • Evet oyunun sonu hakkında biraz daha konuşacağım çünkü neden olmasın. Biliyorum her hikaye okuyucunun istediği gibi bitmek zorunda değil ama bu oyun gerçekten oyuncuları özellikle 4. bölümden sonra yerden yere vurmaya başlıyor. Oynarken 'yok ya olmamıştır böyle bir şey kesin kabustur' diye ikna etmeye çalışırken bir başka şey daha suratınıza çarpıyor ve yeşeren umudunuzu yerle bir ediyor. Sonra bakıyoruz oyun devam ediyor, 'herhalde düzeltebileceğimiz bir şeydir, yaparız bunu ya' diye düşünüyor, bir kez daha umutlanıyorsunuz. Sonra o umutlarınız da yerle bir oluyor. Sally Face, temellendirilmeyen boş hayallerin nasıl can acıttığını gayet etkili bir biçimde bize gösteriyor. Teşekkürler Sally Face.

Bitirmeden Önce... 
Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Yakın vakitte yeniden oyun, film ve kitap yorumlarıyla dönüş yapmak istiyorum. Benim gibi bir paranormal, cinayet ve korku severseniz Sally Face'i oynamanızı şiddetle tavsiye ederim. Oynadıysanız yahut bu yazıdan sonra oynamaya karar verdiyseniz yorum kutusunda benimle buluşmayı ihmal etmeyin!
Bir sonraki gönderimde görüşmek üzere!

Kaynaklar

2019/01/25

Oyun Tanıtım / Yorum : Strange Telephone

Başlamadan Önce...
Herkese merhaba! Uzun zamandır oyun yazısı yazmıyordum (daha doğrusu uzun zamandır oynayıp bitirebildiğim bir oyun olmamıştı) ve bu boşluğu hevesle oynayıp bitirdiğim bir oyunun tanıtımıyla doldurmaya karar verdim. Oynamış yahut oynamayı düşünen okuyucularımızı mutlaka yorum kutusunda buluşmaya davet ediyorum! 
Not: Yazı "kişisel düşünceler" bölümü dışında spoiler barındırmamaktadır. Rahatlıkla okuyabilirsiniz!



Tanıtım Videosu



Tanıtım

Strange Telephone, HZ3 Software (yuta) tarafından geliştirilmiş ve 21 Ocak 2019 tarihinde AGM Playism tarafından piyasaya sunulmuş 2D bir macera/puzzle oyunu. Strange Telephone'u PC ve Android'de bulabilirsiniz.


Hikaye
Jill, karanlık bir dünyaya hapsolmuş bir genç kızdır. Bu dünyadan çıkmanın tek yolu arkasında bulunan devasa kapıyı açmaktır. Jill telefonunu yani bu dünyadaki tek dostu Graham'ı kullanarak 6 haneli numaraları rastgele aramak, numaraların kendisini sürüklediği karmaşık boyutların içindeki bilmeceleri çözmek ve kapının anahtarını bulmak zorundadır.


Oynanış Şekli
Oyun point and click mantığıyla çalışıyor. Kimi zaman rastgele, kimi zaman da oyun içindeki bazı ipuçlarını bir araya getirerek bulduğunuz numaraları aramalı ve numaraların açtığı boyutlara girip bazı eşyalar bulmalısınız. Oyun içinde bulduğunuz bu eşyaları girdiğiniz başka boyutlardaki bilmeceleri çözmek için kullanacaksınız. Ancak dikkatli olun, bir numarayı çevirdikten sonra hatta ne kadar uzun zaman geçirirseniz içinde bulunduğunuz boyut o kadar bozulacak ve geri dönüşü olmayan hasarlara yol açacaktır. Bu yüzden sol üst köşedeki numaranın 5'e ulaşmamasına dikkat edin.

Görseller

Pixelart tarzı görseller geliştirici yuta tarafından hazırlanmış. Oyun 3D üzerine yoğunlaşan bir oyun motoru üzerinde yapılmış olmasına karşın 2D olarak programlanmış ve görselleri de buna uygun olarak yapılmış. Oyunu normal renkleriyle oynayabilmenin yanı sıra CRT TV ekranı efektiyle de oynamak mümkün. (Bu gönderideki görseller de bu efekt seçeneği açık halde çekilmiştir. Asıl hali fragman videosundaki gibidir.) Son olarak karakterin bir hatta uzun süre geçirmesinin bir sonucu olan bozulmalar kendini görsellerde glitch efekti olarak gösteriyor ve bu da oyuna belirsiz bir ürkütücülük katıyor.


Müzik
Oyunun müzikleri yine geliştirici tarafından grafiklerle uyumluluk göstermesi açısından 8-bit türünde bestelenmiş. Müzikler de görseller kadar güzel ve bir yandan ürkütücü.

Sonlar
Oyunun 11 tane sonu bulunuyor. Bunların birkaçı bilmeceleri çözerek elde edilen anahtarlarla elde edilebilirken birkaçı da oyun içinde tetiklenen bazı olaylar sonucu elde edilebiliyor. Her son Jill'in hayatı ve oyunun tam olarak ney hakkında olduğunun ipuçlarını taşıyor.


 
Kişisel Düşünceler
Strange Telephone'u bir süredir geliştiricinin twitter sayfasından takip ediyordum ve görsellerine bayılıyordum. Doğrusu tam da beklediğim ayarda bir oyun oldu. Çevirmeli telefon mantığını retro görünümlü bir oyuna aktarmak bence dahice. Bu ve bunun gibi nostaljik öğeler beni oyuna daha çok bağlıyor. Buna ek olarak eşyaları toplayıp başka boyutlarda gezinmek ve bulduğunuz eşyaları bu boyutlardaki bilmeceleri çözmek için kullanmak bana çok Yume Nikki-vari geldi. Oyuna karakteri uyandırarak başladığımız ayrıntısını da göz önünde bulundurduğumuz zaman Yume Nikki'den esinlenildiği bariz bir şekilde belli oluyor. Fakat elbette Yume Nikki'den oldukça farklı ve enteresan bir oyundu. Tek üzücü yanı aşırı kısa olmasıydı diyebilirim. Bunu da geliştiricimizin oyun motoru seçmedeki ve istediği sistemi oturtamamasındaki talihsizliğine bağlayabiliriz. Yuta-san'dan daha uzun soluklu oyunlar bekliyor olacağım!

Oyun hakkındaki yorumlarınızı yorum kutusunda belirmekten çekinmeyin!
Bir sonraki gönderide görüşmek üzere!


Kaynaklar
Strange Telephone Developer Notes

2018/02/26

Oyun Tanıtım / Yorum : YUME NIKKI -DREAM DIARY-

Başlamadan Önce...
Herkese merhaba!
Şu bir iki gündür buraları oyun yazısıyla doldurduğumun farkındayım fakat siz de hak vereceksinizdir ki bu insan bütün gün hayatındaki boşluğun ve kendi varlığının anlamını sorgulamak yerine bu boşluğu oyun oynayarak ve buralara saçmalayarak doldurmanın ruh sağlığı için daha faydalı olduğunu düşünmekte.
Daha fazla gevezelik etmeden tanıtacağım oyun hakkında konuşmak istiyorum. Bu sayfanın uzun zamandır takipçisi olanlar senelerdir benim Yume Nikki'nin nasıl hayranı olduğumu ve kendimi oyunun ana karakterine nasıl benzettiğimi bilirler. Bu yazıyı yazarken kişisel yorumlarımı ve hayranlıklarımı mümkün olduğunca "Kişisel Düşüncelerim" kısmına bırakmaya gayret göstereceğim ama olur da farkında olmadan diğer kısımlarda bu çeşit yorumlar görürseniz kusura bakmayınız.

Tanıtım Videosu



Tanıtım
YUME NIKKI -DREAM DIARY-, 23 Şubat 2018 tarihinde Kadokawa ve Agm Playism ortaklığıyla çıkarılmış bir psikolojik korku oyunu. Oyun, 2004 yılında çıkan Yume Nikki adlı kült oyunun yeniden yapılmış hali değil, oyundaki elementlere, olaylara ve tasarımlara saygı duyularak, fazla değişikliğe gidilmeden kurgulanmış, oyunun devamı niteliğinde yapılmıştır.

Hikaye
Orijinal Oyun: Madotsuki odasından çıkmayı reddeden ve rüyalarını günlüğüne yazan hikikomori bir genç kızdır. Gördüğü rüyaları günlüğüne yazdıkça rüyalarındaki dünyaya daha çok çekilen Madotsuki için gerçek ve rüya arasındaki çizgi giderek daha da görünmez hale gelir ve sonunda buna bir çözüm yolu bulur.

Yume Nikki -Dream Diary-: Oyun ilk oyunda Madotsuki'nin bulduğu çözümün de bir rüya olduğunun anlaşılması ve Madotsuki'nin yatağında uyanmasıyla başlar. Günlüğünün sayfaları tamamen boştur ve Madotsuki yine gördüklerini günlüğüne yazmak için rüyalar alemine dalar. Fakat bu sefer kendini çok daha farklı dünyalarda bulur. Acaba korkularını yenip kendini bu dünyadan kurtarmanın yolunu bulabilecek midir?

Not: Oyunun yatratıcısı Kikiyama, Yume Nikki'yi ilk çıkarttığında oyunun sadece bu garip dünyanın içinde gezip içindeki elementlerle etkileşimde bulunabilmek, onları bu rüya dünyasının içinde farklı yerlerde denemek dışında başka bi anlamı olmadığını belirtmiş olsa da fanlar oyundaki öğelere dayanarak bir takım teorilerde bulunmuşlardır. Yume Nikki -Dream Diary- de oyun yapımcılarının hayal gücüne ve teorilerine dayalı kurulmuş bir oyundur.


Karakterler




Madotsuki
Tahminen orta okul çağında içine kapanık bir genç kız. Odasından çıkmaz ve rüyalarında gördüğü dünyayı günlüğünün sayfalarına aktarır. Oyundaki ipuçlarından anlaşıldığı üzere fazla arkadaşı yoktur, hoşlanılmayan bir tiptir ve ailesel (özellikle annesiyle ilgili) problemler yaşamaktadır.









Dikkate Değer Karakterler 





Poniko
Pembe bir okyanusun ortasında karlar ve renkli konilerle çevrili bir alanda yaşayan sarışın bir kız. Odasına girdiğinde yerinen kalkmaz ve soğuk bir şekilde Madotsuki'ye bakar. Masasında yazdığı defterine (muhtemelen bir günlük) bakılmasına izin vermez. Odasının lambasıyla fazla oynandığında Uboa denen bir karabasana dönüşür ve rüyayı kabusa sürükleyip Madotsuki'nin uyanmasına sebep olur.
Teorilere göre Poniko Madotsuki'nin sevdiği fakat karşılık alamadığı bir arkadaşıdır. Rakibi olduğunu, Madotsuki'nin yüzüne karşı gülüp arkasından dedikodusunu yapan popüler kızlardan olduğunu iddia eden de vardır.



Shitai-san
İsminden de anlaşılacağı üzere bir cesettir. Etrafı ağaçlarla çevrili bir yolun ortasında, trafik konilerinin arasında yatar. Önceki oyunda Madotsuki'nin kazada ölen bir yakını olduğu iddia edilse de yeni oyunda Madotsuki'nin yolun ortasında oturan dişi bir yaratığı karnından bıçaklamasıyla Shitai-san'ı gördüğü için Shitai'nin Madotsuki'nin ölen kardeşi olduğu düşünülmekte.









Monoko
Monoe



Monoko/Monoe Kardeşler
Monoko ve Monoe oyunun değişik bölgelerinde bulunurlar ve ikisi de Madotsuki'ye karşı oldukça saldırgan tavırlar sergilerler. Teoriler ikisinin de okulda zorbalığa maruz kaldığı yönünde.



Denizanası
Deniz anaları Yume Nikki -Dream Diary-'de önemli rol oynuyor. Bir önceki oyunda Madotsuki'yi bir rüyadan bir başka rüyaya taşıyıp amaçları anlaşılamamış olsa da bu oyunda rüyanın sonuna gelindiğini gösteren sevimli yaratıklar olarak gösteriliyor.



Toriningen
Toriningen'ler, Türkçesiyle Kuş İnsanlar, Madotsuki'nin rüya alemindeki en saldırgan yaratıklardan biri. Önceki oyunda zararsız olanlarına rastlanabilirken yeni oyunda bir tanesi hariç hepsi saldırgan tavır sergilemekte ve Madotsuki'yi kovalamaktadır.




Kyuukyuu-kun
Kyuukyuu çıkardığı sesten dolayı bu ismi almış, Madotsuki'nin rüyalarında yer alan bir yaratıktır. Yeni oyunda tıpkı bir öncekindeki gibi dokunulduğunda hiçbir tepki vermeden merdiven korkuluğunu silmeye devam eder. Ancak oyun içinde ilk karşılaşıldığında Kyuukyuu'nun çıkardığı sesin hızlandığı fark edilmektedir. Bu da bu sevimli gibi görünen yaratığın arkasında farklı anlamlar yattığı fikrini doğuruyor.



Seccom Masada-sensei
Oyunun popüler karakterlerinden biri olan Seccom Masada, gidiş yolu değişmiş olsa da her zamanki gibi beyaz uzay gemisinde piyano çalarken görülüyor. Teoriye göre Masada-sensei Madotsuki'nin müzik öğretmenidir ve aralarında oldukça derin bir bağ vardır. Kimileri bunu Madotsuki'nin ailesinden sevgi görmediği için Masada'yı ailesi olarak gördüğü yönündeyken kimisi de aralarındaki yakınlığı öğretmen-öğrenci ilişkisinden öte olarak görmekte.








Oynanış Şekli
Oyun ilk oyundan farklı olarak üç boyutlu olarak karşımıza çıkıyor. Oyun kimi yerlerde üç boyutlu olarak oynanabilse de kimi yerlerde platform oyununa dönüşüyor.
Eski oyunda 24 efekti bitirdikten sonra tüm bu efektlerin kapıların ortasında bırakılıp uyanılması bekleniyordu. Yeni oyunda ise efektler çok daha az, dünyalar içinde bir takım eşyaların biriktirilip bilmecelerin çözülmesi üzerine odaklı. Bunun yanında günlük sayfalarının biriktirilmesi de ayrı bir önem taşıyor.
Ayrıca ilk oyundan farklı olarak yine tanıdık öğelerle süslü farklı dünyalar görüyoruz. Bu da oyuna bilinmezlik ve heyecan katıyor.
Ve son olarak ilk oyundaki konsol oyunumuz NASU, Super NASU ismiyle çok daha eğlenceli bir şekilde yeniden karşımıza çıkıyor. Oyun içinde bulduğumuz bir başka oyun kartuşunda da ana karakteri yine Madotsuki olan bir Ao Oni oyunu oynamak mümkün.

Gökyüzü Bahçesi
Pembe Deniz


Kyuukyuu-kun
...

Ses/Müzik
Oyunun orijinal müzikleri yeniden düzenlenilerek tekrar kullanılmış. Oyun içindeki sesler (özellikle Toriningen'lerin korkunç çığlıkları) de ürkütücü şekilde güzel.

Sonlar
Oyunun biri gizli iki sonu var. İkinci gizli sonu ancak oyunu bir kere bitirdikten sonra getirebiliyorsunuz. Yine ilk oyunda olduğu gibi bu oyunda da sonlar tartışmaya, teori üretmeye açık.

Kişisel Düşünceler
  • Oyunun çıkmasını uzun süredir bekliyordum ve güzel olacağından emindim. Ve birkaç prüz dışında düşündüğüm gibi de oldu. Oyun görseller olsun, olayları yansıtma açısı olsun, müzikleri olsun bir harika. İnsan oynarken nostaljinin kucağına düşüyor ve rüyaların içinde kaybolup gidiyor. Yıllardır piksellerle gördüğümüz dünyayı bir de bu şekilde görmek gerçekten güzel bir duygu. Fakat oyunun aceleye getirilmiş olduğunu düşünüyorum.
  • Öncelikle oyunda çok ama çok fazla sorun var. Bazı yerler oynanamıyor, kimi zaman oyun kendini kapatıyor, kimi zaman hata veriyor... Biraz daha geç çıkarıp bu sorunlar üzerine odaklanılabilirdi diye düşünüyorum. Bunun yanında oyun fazla kısaydı. Efektlerin hepsinin olmaması benim için büyük bir hayal kırıklığıydı. Efektlerin eksikliği Yume Nikki'nin orijinalliğini zedeleyen şeylerden biriydi bana göre. Bunun yanında flüt efektini kullandığımız yerler oldukça eğlenceliydi. Özellikle gizli sonda yaptığımız flüt/piyano düeti tüylerimi diken diken etti ve içimdeki fangirlün uyanmasına sebep oldu. <3
  • Canımı sıkan bir başka konu da fandom'ın oyuna karşı sergilediği saldırgan tavırdı. Oyun çıkar çıkmaz oynamayacağını söyleyenler, beş dakika oynadıktan sonra oyunun berbat olduğunu sayfalarca dile getirenler, beklentilerini karşılamadığını söyleyenler, parasını geri isteyenler, Kadokawa'nın oyunu sadece kar amacıyla piyasaya çıkardığını söyleyenler ve oyunu oynadıktan sonra beğenenlerin de zevksiz olduğunu söyleyenler...
  • Öncelikle oyun bir remake değil. Oyun aslında ilk oyunun devamı da değil. Yalnızca Yume Nikki'yi çok seven oyun yapımcılarının oyunun devamı "niteliğinde" yapmış olduğu bir oyun. Beklentilerini karşılamayan insanların oyunu almadan önce bunu akıllarında tutmaları gerekir. Ve oyun üç boyutlu olacak dendi, simülasyon olacak denmedi. Bu da oyunun orijinalliğinin (?) bozulduğunu, berbat olduğunu söyleyenlerin biliyor olması gereken başka bir şey. Evet, oyun teknik açıdan eksik, evet değişen şeyler var ve beklenilenin aksine oyun oldukça kısa. Ama bu ileride gelişmeyeceği yahut yeni içerik gelmeyeceği anlamına gelmiyor. Sadece çenelerini kapatıp olumsuz fikirlerini kendilerine saklamalarını ve oyunu beğenenleri bu şekilde rahatsız etmemelerini dilerdim.
İçimi bir güzel dökdükten sonra yazımı sonlandırabilirim sanırım. Eğer Yume Nikki'yi daha önce oynadıysanız bunu da beğeneceğinizi düşünüyorum. Daha önce oynamadıysanız da sizin için farklı bir deneyim olabilir ancak size tavsiyem ilk önce orijinal oyunu oynamanızdır. Eğer oynuyorsanız ve takıldığınız yerler varsa bana sormaktan çekinmeyin lütfen!

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Yume Nikki ile ilgili düşüncelerinizi yorum kutusunda görmeyi çok isterim. Bir sonraki gönderimde görüşmek üzere!

2018/01/14

Oyun Tanıtım / Yorum: The Last Door 1-2

Merhaba millet!
Bir başka oyun tanıtımı ve yorumuyla buralardayım.
Son zamanlarda oynadığım ve defalarca oynamaktan kendimi alamadığım bir oyundu bu.
Şimdi yavaşça arkanıza yaslanın ve gözlerinizi kapatın.
Ve tamamen farklı bir yere adım atmaya hazırlanın:
Perdenin ötesine. 

Trailer





The Last Door, The Game Kitchen tarafından 2014 senesinde yayınlanmış 2 sezonluk bir psikolojik korku oyunu. 1800'lerde geçen teması ve Edgar Allan Poe, Howard Phillips Lovecraft gibi yazarlara atıfta bulunan olaylarlarıyla eşsiz bir piksel-macera oyunu. Oyun şimdilik Android ve PC'de oynanabiliyor. Orijinal dilinin İngilizce olmasına karşın Türkçe dil desteği de bulunmakta.


Hikaye
Sezon 1
Sene 1891. Jeremiah Devitt, eski dostu Anthony Beechworth'ten şifreli ve huzursuz edici bir mektup alır ve kendisini görmek için evine ziyarete gider. Fakat dostu Anthony, mektubu gönderdikten hemen sonrasında kendini asarak intihar eder. Devitt elindeki bu şaibeli mektubun arkasında yatan asıl anlamı bulmaya çalışırken yatılı okulda geçirdiği zamanları, o zamanlarda babasının Anthony'nin ellerine bıraktığı "Perdenin Ötesini Görme" üzerine kurulu deneyin detaylarını ve "perdenin ardındaki"ni nasıl serbest bıraktıklarını hatırlar. Devitt kafasında yatan soruların cevaplarını buldukça geri dönülemez bir yola girdiğinin farkına varacaktır.

Sezon 2
Bir süredir Devitt'in gördüğü kabuslardan dolayı kendisine terapi uygulayan Doktor John Wakefield, hastasının aniden ortadan kayboluşunun üzerine onu aramaya başlar. Tıpkı kendisi gibi bir psikiyatrist olan dostu Johan Kaufmann'ın da yardımlarıyla Devitt'in izlerini süren Wakefield, hastasının ortaya çıkardığı gerçeklerle yüzleşecek ve onu içine çekildiği kabustan kurtarmaya çalışacaktır.


Arkaplan Hikayesi
İnanılana göre bu hayat dışında süregelmekte olan bir başka boyut vardır. Bu boyut değişmez gerçeği, ilk dili ve yaradılışın sırrını içinde barındırmaktadır ve bir perde tarafından korunmaktadır. "Son Kapı" yahut "Son Eşik" denilen bu perde antik varlıklar tarafından kullanılmaktaydı.

Anthony Beechworth'ün babası "Son Kapı"dan geçmek için araştırmalar yapmış ve bunu gerçekleştirmek adına bir serum geliştirmiştir. Fakat araştırmasını tam anlamıyla bitiremeden vefat etmiş ve elindeki her şeyi oğlu Anthony'e bırakmıştır. Yatılı okula gittiği dönemde Anthony bu araştırmadan arkadaşlarına (Devitt, Hugo ve Alexandre) bahsetmiş ve birlikte bunu gerçekleştirmek için çalışmalar yapmışlardır. Saniyelerle bile olsa perdenin ardına geçebilen ve perdenin ardındaki müthiş yaratığı görebilen grup, bunu yaygınlaştırmak için bir topluluk kurar fakat yaptıklarının korkunç bir sonuca yol açacağının farkında değillerdir.

Başlarına gelen korkunç olaylardan sonra topluluk dağılır ve Devitt kısmen hafızasını kaybeder. Fakat anlamadığı halde perdenin ötesiyle ilgili kabuslar görmeye devam eder. Doktor Wakefield'a yaptığı ziyaretleri sırasında dostu Beechworth'ten bir mektup alan Devitt, çıktığı yolculukta anılarını hatırladıkça gördüğü kabusları da anlam kazanır.

Karakterler






 Jeremiah Devitt
Devitt zengin bir ailenin içine kapanık bir çocuğu. Genç yaşında annesinin ölümünün ardından babası onu yatılı bir Katolik okuluna gönderir ve Devitt'i tamamen terk eder. Orada Anthony, Alexandre ve Hugo'yla tanışır ve bir felsefe topluluğu kurup gizlice Son Kapı'ya ulaşma üzerine deneyler yaparlar.










Anthony Beechworth
Devitt'in yatılı okuldan dostu. Babası Son Kapı'ya ulaşmak için çalışmalar yapmaktaydı. Devitt'in yatılı okuldaki ilk ve en iyi dostu olmuştur.












Alexandre Du Pre
Devitt ve Beechworth'ün arkadaşı. Son Kapı'ya ulaşma deneylerinde aktif olarak bulunmuş ve sonunda aklını kaçırma derecesine gelmiştir.












John Wakefield
Devitt'in psikiyatristi. Kendisi hakkında fazla bilgi bulunmamasına karşın oyun içinde anlaşılan kadarıyla Wakefield'ın da karmaşık bir geçmişi olduğu bilgisi çıkarılabilir.













Johan Kaufmann
Wakefield'ın en yakın dostu ve kendisi gibi bir psikiyatrist.









Oynanış
Oyun point & click mantığıyla işliyor. Yani karakteri oyun içindeki ögelerle etkileşime girerek hareket ettiriyor ve stoğunza aldığınız eşyaları olması gereken yerlerde kullanarak hikayenin ilerlemesine olanak sağlıyorsunuz.


Grafikler
Oyun müthiş bir pixel şölen. Oyunun basit bir pixel oyundan fazlası olduğunu zaten açılışta da açıkça görebiliyorsunuz.

Ses ve Müzik
Carlos Viola tarafından yapılan klasik müzik tarzında soundtrack koleksiyonu oyuna derinlik katmasının yanı sıra müthiş bir uyum sağlıyor. Oyunun müzikleri oyunu oynadıktan sonra da defalarca dinlenilebilecek kadar güzel. Bunun dışında oyunun karakter ses desteği yok. Yalnızca oyunun bazı yerlerinde homurdanıp öksüren karakterlere ve "Nevermore!" deyip Edgar Allan Poe'ya selam gönderen kargaya denk gelmeniz mümkün.


Olası Sonlar
Oyun 2 sezon ve her sezonda 4 tane bölüm var. İlk oyunda tek bir son olmasına karşın ikinci sezonda iki sona çıkabiliyorsunuz.

Kişisel Düşünceler
Poe ve Lovecraft'ın hikayelerinin birer aşığı olarak bu oyuna bayıldım. Oyundaki gotik hava, yazarların hikayelerine gönderme yapan karga, kedi ve ağaç motifleri, karakterlerin olaylara olan soğuk kanlılıkları ve her korku oyununda olduğu gibi aptalca düşüncelere kapılmamaları (Centilmen beyler zeki adımlar atarak ilerler~) oynarken beni acayip etkiledi. Bir de, bunu söylemeden geçemeyeceğim, hiçbir karakterin yüzü olmamasına rağmen yaptıkları hareketler ve söyledikleriyle kendilerini sevdirmesine bayılıyorum. Aynı durum bir önceki oyun yazımda da geçerli olan bir şeydi. Yani bu demek oluyor ki her oyunun mükemmel görselleri ve karakter tasarımları olmasına gerek yok.
Bunun dışında oyunun müzikleri bir ha-ri-ka. Sadece bu kadar söyleyeceğim. Dinleyip kendiniz görün.
Son olarak oyunun sekiz bölümle sınırlı kalmasına gerçekten üzüldüm. O kadar sürükleyici ki daha fazla olsun istiyorsunuz. Ama ikinci sezonun sonuna gelindiğinde daha fazla uzayamayacağını fark ediyorsunuz.
The Game Kitchen'dan bu tatta başka oyunlar bekliyoruz!

Yazımı sonlandırırken hepinize okuduğunuz için teşekkür ederim. Oynadıysanız oyun hakkındaki düşüncelerinizi, yazıyı okuduktan sonra oynamaya karar verdiyseniz fikirlerinizi ve sorularını yorum kutumda görmekten mutluluk duyarım. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere!

Videte ne quis sciat.

2018/01/05

Oyun Tanıtım / Yorum: Oxenfree

Başlamadan Önce...
Merhaba millet!
7/24 saçmalayan blog yazarınız yazıyor.
Geri dönüşümü taçlandırmak adına çıktığından beri sıkılmadan oynadığım ve hikayesine bayıldığım bir oyun hakkında tanıtıcı, küçük bir gönderi hazırladım. İyi okumalar!


Oxenfree, Night School Studio tarafından yapılmış bir doğaüstü/psikolojik korku/macera oyunu. Oyun Ocak 2016'da çıktı ve şu an Android dahil çeşitli platformlarda oynanılabiliyor.

Tanıtım Videosu 

 



Hikaye
Bir grup genç, yıllık eğlencelerini yapmak adına bir akşam anılarının yuvası olan Edwards Island'da toplaşmaya karar verirler. Fakat çoktan terk edilmiş eski bir askeri merkez olan Edwards Island'da yapacakları bu küçük eğlence hayatlarını alt üst edecek korkunç bir kabusa dönüşecektir.

Hikayenin baş karakteri Alex, abisini kaybetmiş bir genç kızdır. Bu nostaljik buluşmaya yeni tanıştığı üvey abisiyle gider ve en iyi arkadaşının bahsettiği "radyoyu kullanıp olmayan sinyalleri yakalama" eğlencesini denemek için yanında küçük bir radyo getirir. Fakat yakaladığı "hayalet" sinyaller Edwards Island'ın karanlık geçmişine bir portal açıp bütün arkadaşlarını içine sürükler.

Alex adanın "asıl" sakinleriyle radyo sinyalleri aracılığıyla iletişime geçecek ve adanın geçmişindeki ürkütücü bilmeceyi çözüp kendilerini "tekrar eden" kabustan kurtarmaya çalışacaktır.



Oynanış
Oxenfree macera kitaplarından esinlenilerek yapılmış, sonu oyuncunun verdiği seçimlere göre değişen bir oyun. Oyuncu oyun içinde tamamen serbest (bazı ana olaylar dışında) ve Alex'in karakterini isteğine göre şekillendirebilir. Bu da hikayenin gidişatını etkileyen en önemli faktörlerden biri.



Karakterler



Alex
Alexandra, kısaca Alex, 17 yaşında bir genç kız. Abisi Michael'ı talihsiz bir kaza sonucu kaybettikten sonra Jonas'ı hayatına üvey abisi olarak kabul eder. Kişiliği ve oyun içinde diğer karakterlerle olan ilişkisi oyuncunun seçeneklerine göre değişir.






Jonas
Alex'in üvey abisi. Geçmişinde ailesiyle ilgili sorunlar yaşayıp sinirini kontrol edemeyişinden dolayı başına bela açmış olduğunu söylese de Alex'e karşı oldukça anlayışlı davranmasının yanı sıra Alex'in arkadaşları tarafından "havalı şapkası olan havalı çocuk" olarak isimlendirilir.






Ren
Reginald, kısaca Ren, Alex'in çocukluk arkadaşı ve aynı zamanda da en iyi arkadaşı. Edebiyat aşığı. En ufak bir şeyde heyecanlanan, aklı havada, komik bir genç adam. Alex'e radyo frekanslarını yakalama fikrini anlatıp radyo getirmesini isteyen kişi. Nona'dan hoşlanıyor.








Nona
Çekingen, narin bir kız. Hikaye içinde ölen büyük babası ve okulu sürekli astığı bilgisi hariç hakkında pek bilgi yok. Clarissa'nın en yakın arkadaşı.










Clarissa
Michael'ın kız arkadaşı. Okulun başarılı, popüler ve küstah kızlarından. Ölümünden Alex'i sorumlu tuttuğu için hikayenin kötü karakteri sayılabilir.









Michael
Alex'in ölen abisi. Kardeşini çok sevdiği için onu her durumda öncelikte tutar. Hatta Alex'i o kadar çok seviyor ki o istemezse Clarissa'dan ayrılmaya bile hazır.







Oyun Görselleri / Karakter Tasarımları
Oyun içindeki mekanların tasarımları oyuncuyu sanki resimli bir hikaye kitabının içindeymiş gibi hissettirmek için tasarlanmış. Karakterler kimi zaman gizemli orman tasfirinin içinde kayboluyor ve mekanla mükemmel bir bütün oluşturuyor. Fakat her ne kadar oyun içindeki haritalar birer resim gibi görünse de olması gereken yerde olmayan, "ilgi uyandıran" ögeleri oyun içinde kolaylıkla saptayabilmek mümkün.


Bunun yanında, oyunun içinde aniden çıkan "ada sakinleri"yle onların sebep olduğu video kaset efekti oyuna ürkütücü ve bir nevi nostaljik bir hava katıyor.

Karakter tasarımları ise mekan tasarımlarının aksine daha basit ve sevimli. Oyun içinde karakterleri yakından göremiyor olsanız bile yaptıkları hareketler ve bölüm sonlarında çekilen fotoğraflar her bir karaktere bağlanmanıza yetiyor.


Seslendirme ve Müzik
Oyun en başında resimli hikayeden esinlenilerek yazıldığı için karakterlerin diyalogları altyazı şeklinde konulmak istenmiş. Fakat sonradan oyunu sıkıcı hale getirdiği düşünüldüğü için üzerine seslendirme yapılmış ve karakterler tamamen farklı ruhlara bürünüp oyunun canlanmasını sağlamış. Screenshotları anlamlı kılmak ve diyalogları daha iyi anlamak için altyazı seçeneği hala mevut tabi. Oxenfree başarılı bir seslendirme kadrosuna sahip. Bunun yanı sıra scntfc tarafından yapılmış müzikleri de bir o kadar mükemmel. Kimi parçaların içinde oyunun içinde geçen olaylara ithafen mors koduyla gizlenmiş mesajların ne demek istediğini anlamak için dikkatle dinlemelisiniz.


Olası Sonlar
Yapılan seçimlere göre biri kötü olmak üzere 5 sona çıkılabilir. Bunun nedeni Alex'in yapılan seçimlere göre hikayenin gidişatını değiştirmesi ve hikayenin içindeki "döngü" kavramı. Oyun sürekli bir döngü içinde olduğu için oyunu en az iki kere oynamış olmanız gerekiyor.


Oyun Hakkındaki Düşüncelerim
Oxenfree'ye ilk çıktığında tesadüfen denk gelmiş ve aldıktan sonra saatlerce hipnotize olmuş gibi oynamıştım. Korku, gerilim ögeleri olduğu için başladığım oyun sadece o ögeler değil de her şeyiyle bana kendini sevdirdi. Alex'in zekice cevapları, Ren'in patavassızlıkları, Nona'nın sevimliliği, Jonas'ın "havalı" havalılığı (yazar burada beceriksizce karaktere olan hayranlığını dile getiriyor) ve Clarissa.

Clarissa. (iç geçirir)

Oyunun mükemmel bir senaryosu var. Oynarken ürküyorsunuz ve neler olacağı hakkında en ufak bir fikriniz olmadan Edwards adasının içinde kayboluyorsunuz. Ve oyun bittiğinde herkesi özlediğinizi ve yeniden adaya dönmek istediğinizi fark ediyorsunuz. Ve oyun bu hakkı size veriyor.  (Hayır gerçekten. Oyunu ikinci kez oynayanlar bu cümlenin asıl anlamını bilecekler.)

Oyunun içindeki bir çok öge oldukça nostaljik. Radyolar, video kaset efektleri, kaset çalarlar, yapılan espriler ve daha bir çok şey. Beni oyuna çeken en büyük şeylerden biriydi bu.

Ve adanın "sevimli" hayalet sakinleri. Oldukça ürkütücüler. Oldukça.
Sadece saklambaç oynamak istiyorlar! Kimsenin olmadığı koca bir adada...
Ve siz ebesiniz.

"Sit. Still. Bear. Fruit.
Tag. You. It."

Korku, gerilim ve doğaüstü türde oyun meraklılarının kesinlikle seveceği, fazla uzun olmayan fakat zengin bir hikayeye sahip bir oyun Oxenfree.
Meraklılarına kesinlikle tavsiye ederim!
Yazımı okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Eğer oyunu oynadıysanız yahut bu yazıdan sonra oynamaya karar verdiyseniz yorumlarınızı kesinlikle bekliyorum.

Olly Olly Oxenfree!
Görüşmek üzere!

Yazıda Kullanılan Kaynaklar: 
Oxenfree Game Documentaries
Tasarım: Zuri